| Temel Çeviriler |
WordReference English-Turkish Dictionary © 2026:
| sensitive adj | (skin: delicate) | hassas, duyarlı s. |
| | My neck is sensitive and gets irritated easily. |
| | Boyun bölgesinde cildim çok hassas (or: duyarlı), kolayca tahriş oluyor. |
| sensitive adj | ([sb]: easily upset) | alıngan, hassas, duyarlı s. |
| | | içli, duygulu, duygusal s. |
| | Don't be too mean to her. She is sensitive. |
| | Sakın uğraşma onunla, zaten çok alıngandır kendisi. |
| | Öyle içli (or: duygusal) bir kadın ki şarkının yarısında ağlamaya başladı. |
| sensitive adj | (responsive to agents) (herhangi bir maddeye karşı) | hassas, duyarlı s. |
| | A life-long asthmatic, he is sensitive to smoke. |
| sensitive (to [sth]) adj | (instrument: detects small changes) | hassas, duyarlı s. |
| | The sensitive instruments record small changes in temperature. |
| | Hava sıcaklığında meydana gelen en ufak değişiklikler hassas (or: duyarlı) aletler tarafından kaydedilir. |
| sensitive adj | figurative (subject: delicate) (konu, vb.) | hassas s. |
| | Her divorce is still a sensitive subject, so please be careful what you say. |
| sensitive adj | figurative (information: classified) (bilgi) | gizli, gizlilik dereceli s. |
| | This is sensitive information, so be careful whom you tell. |